Monthly Archives: Kasım 2013

AYNADA İNSAN HALİMİ GÖRDÜM

uyanıyorsun. yüzünü yıkarken bile uykunun gözünden aktığını fark etmen seni suratına su çarpmaya teşvik ediyor. zor da olsa bunu başarıyorsun. başındaki ağrı tarif edilemez geliyor. birtakım kelimeleri yutuyorsun. birtakım acıları da sırtına yükleniyorsun. banyonun dağınıklığı hoşuna gitmiyor. halıyı ayağınla düzeltip sıcak bir duş iyi gelebilir diyorsun. duştan çıplak çıkmak vücudundaki o garip üşümeyi ve seksilikten oldukça uzaklığı da beraberinde getiriyor haliyle. çirkin olduğunu her zaman bilmende fayda var çünkü. hafif bir titremeyle odana doğru yol alıyorsun. vardığın zaman yatağında yatan şahsı görüyorsun ve onun yüzünden kanepede yatman senin sırt ağrılarının tek ve mantıklı açıklaması gibi görünüyor. bu kadar baş ağrısı içinde oldukça dâhiane bir neden-sonuç ilişkisi bulmuş gibi hissedip, dopdolu bir ‘lanet olsun’u daha dünya atmosferine salıyorsun. aferin. sonrasında sanki bu sera etkisinin aynı zamanda da kaçınılmaz olarak küresel ısınmanın tek sorumlusu olarak kendini görüyorsun. kendini suçluyorsun. karalanmış ve buruşturulmuş bir mavi gibisin.

Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Öykü, Düzyazı

ametist

sabaha karla uyandım. gecenin ıssızlığı geçiyordu gözlerimin önünden. bir de özlem. özlemek nedir ki? kısa süreliğine gördüğüm son rüyayı katlayıp bir kenara koydum. küçük ve güzel yıldızlarla yan yana koydum. buz gibi suyla yüzümü yıkadım. çocuk yüzlü bir adam baktı kaldı suratıma. afili bir şeyler yok gibiydi yüzümde. gözlerimin altında uykusuzluğun eseri morluklar. gözlerimin altında uykusuzluktan kalma torbalar. keşlikten değil. uykusuzluktan. sanki hep ordalar. sanki hep orada beni bekliyorlar. aynanın karşısında da yüzü ıslak ben bekliyorum, aynaya hapsolmuş görüntümü. görüntüm havluya uzanıyor. görüntüm yüzünü kuruluyor. görüntüm iş başında, tıpkı benim gibi.

Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Öykü, Düzyazı

sepsis

428940_10150545672558423_1243027722_n

beni yanlış doğurdular aslında
süt vermeyen ineklerin
bal yapmayan arıların
ortasında
kendimden kaçıyordum oysa

Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Şiir

afili

bir fincan çay söyledim yağmurun soğukluğuna. biraz içi ısınsın istedim. çok geçmedi ki güneş açtı o melankolik bulutlar. sonra sohbet ettik. dertleştik. sevgilisiyle arası limoniymiş. ayrıldı ayrılacak gibilermiş. daha kötüsü annesi de veremmiş. bu hayatta tutunacağı iki dalı birden aynı anda kaybetmek üzereymiş. gözyaşlarını usulca sildim. bir çay daha istedim garsondan. garsonun saçları dağınık.

Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Öykü, Düzyazı, Deneme