kafam arıza

gemiii

Her şey iyi her şey güzel de, o yok ya hani burda. Kafam arıza… Bir gece, on bin acı… Cenevizde küçük bir balıkçı gemisi, Torino’da kör bir aslan terbiyecisi gibi. olmuyor işte. bir türlü olmuyor ya hani.

Her şey doğru, ama bir şey yanlış gibi. ve o yanlış tüm doğrularımı yutuyor bir karadelik gibi. Her şey tam ama biri var o eksik ya hani. Kafam arıza. Kafam isyan. Küçük bir peygamber acısı. Koca bir şişe dolusu. rakı ya da şarap. fark etmez ki, halim harap.

Güller açmıyor bahçelerinde. ölürsün. daha çok da öldürürsün. kanı hala elinde ve sıcak, hissedersin hani kuruyunca elinde yapış yapış olacak. Aslında olsa da olmuyor ya. Hani zorla güzellik olmazmış ya. kuruyup kalan bir nehrin ortasında. gözyaşların tıkanır da akmaz. mutsuzluk kanına işlemiştir ya bin lanet girsin. öldürürsün tabi öldürmesine. belki düşlerinin katili olursun bu gece de. belki damarlarına paslı çiviler saplayıp sapıkça gülersin. hani olur ya bazen kendini çarmıha germek istersin. bazen olur da hiç önemi kalmaz küçüklüğünün ya da peygamberliğinin. işte dediğim de buraya çıkıyor. karaya vurmuş bir gemi. aklında, zihninde, kalbinde hep unutulmuş bir mermi. çıkarsalar öleceksin, tutsalar… eh be! ebesinin amı yani. gerçeklerden koşarak kaçılmıyor. mutsuzluk hep ayağına çelme takıyor.

eksi on dört derecede tişörtle geziyorum. yine de kurtulamıyorum bu lanet acıdan. çok eski bi arap hilesidir bu, bana pek yaramayan. başı ağrıyanın karnına taş bağlarlar ki, başının acısını unutsun. bense bu soğuğun bu felaketin ortasında, kör bir bıçağa saplayarak kanatıyorum kendimi. çektiğim acıyı unutmuyorum yine de. unutamıyorum. Milano’da şaşkın bir kestaneci gibi.. olmuyor işte oturmuyor hiçbir şey ya hani. Kafam arıza. Kafam isyan. Kafam ergen cesedi.

Bu gece Murathan Mungan gibi on sayfa yazasım ama hiçbir şey söylemeyesim var. Murathan Mungan gibi İsmet Özel’den iki dize araklayıp özgünmüş gibi davranasım da var. Biraz hayata küfredip rahatlamak gibi kötü bir şey de var aksi gibi içimde. yürürken çıplak ayaklarımla buzlara işkence ediyorum sanki. şapkadan tavşan çıkartamadığı için yuhalanan bir sihirbaz ifadesi var yüzümde. bebek yüzlü adamların poyraz delikanlı gibi esmesine de pek bir anlam veremem ayrıca. yeri gelmişken bunu da söylemeli. ya da gürcü göçmenlerinden hüzünlü bir türkü falan. hüznü parmaklarında bir kadın kemancı. Acısını yaya aktarıyor, tellere, seslere. içimde son kullanım tarihi geçmiş acılar gıcırdıyor. küflenmesine rağmen hala buzdolabındaki o yarım ekmek gibi başlıyor her şey. anlamsız ama çok manidar.

daha önce de dediğim gibi: bir gece, on bin acı… nasıl olur yani bir çocuğun ağlarken yutkunması. nedir ne değildir diye hiç düşünmüyorum. mutluluklar bensiz yaşanıyor şu dünyada. yani tamam her şey iyi güzel de. off işte oofff bin lanet ulan. kafam arıza. kafam isyan. kafam uçkurunda kalmış bir ergen cesedi.

uğur ergün

Yorum bırakın

Filed under Düzyazı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s