intihar & hissizlik

seneler öncesinde bir ara intihar etmeyi düşünüyordum. meyilliydim biraz. ama öyle çok ciddi bir acı çektiğimden değil. beni hayata bağlayan hiçbir şey yoktu. hayatım dışında kaybedeceğim hiçbir şey yoktu. ne mutluydum, ne de mutsuz. hayatımda hiçbir şey yoktu. hiçbir olay olmuyordu. ya da olay olanlar benim ilgimi dikkatimi çekmiyordu. duyguları hissedemez olmuştum. ot gibi yaşıyordum. ne yediğim yemekten bir tat alıyordum, ne oynadığım oyundan bir zevk, ne öptüğüm kızdan bir haz, ne de dinlediğim müzikten bir keyif. hayat anlamsızcaydı. gülen insanları, ağlayan insanları anlamıyordum.

bir gün eve geldiğimde annem büyük bir telaşla baban kalp krizi geçiriyor dedi. gittim salona çantamı atıp oturdum. kravatımı çözdüm. iyi hastaneye gidelim dedim. ama ne bir üzüntü hissediyordum ne de bir telaş. hayatımın en önemli 2 insanından biri, ölebilirdi. ve ben en ufak bir duygu kırıntısı hissetmiyordum. hastaneye gittik ucuz yırttı. sevinmedim. hastanede berbat durumda birkaç hasta görmüştüm hiçbir şey hissedemiyordum.

sanırım hayatı iyice ıskalamıştım. lisedeydim, derslere girip çıkıyordum. dinlediğim kadarıyla aklımda ne kalırsa o. sınavda 45 alayım yeter kafasındaydım. istediğim hiçbir şey yoktu. uyumak, tıraş olmamak, dişlerimi fırçalamamak, bir şeyleri toplamamak, yıkanmamak, okula gitmemek, insanlarla uğraşmamak istiyordum. yılmıştım. ama biraz toplum zoru nedeniyle yapıyordum işte. saçlarımı kestirmeden okula gitsem müdürle onla bunla uğraşcam. en iyisi kestireyim de gideyim gibi bir düşünceydi. adam nasıl keseyim diyordu, abi kes gitsin işte diyordum. umrumda değildi saçmış başmış.

şiir yazıyorum içimden geldiği gibi, anlamsızca. anlamsızlık, ölüm, intihar, kan, hep bunlar geçiyor. biraz da o anlamsızlığın verdiği mizah var işte. birileri şiirlerimi beğenip yorum yapıyor. teşekkür ediyorum sadece. birileri bunu eleştiriyor. teşekkür ederim diyorum. çünkü hayat anlamsız. sonra o dönem ki sevgilim niye bana hiç şiir yazmıyorsun diyor. senin çenenle mi uğraşcam şimdi diyip şiirleri uyarlayıp gönderiyorum. yeşil gözü kahve yap yolla. bitti amk. işte böyle boş ve anlamsız bir hayat yaşarken intihar etme planları kuruyordum. yaratıcı bir intihar olsun, içinde hafif bir mizah olsun istiyordum. sanatsal da olabilir. mesela keman teliyle kendini boğmak fikri bana çok mantıklı geliyordu. hüznün ses bulmuş halini çağrıştıyordu bana keman teli. ve kendimi onla öldürmek bana sanatsal gözüküyordu. tüm bu saçma düşüncülerin içinde, bir gün chuck palahniuk’un dövüş kulübü kitabını gördüm. beğendiğim sayılı filmden birisiydi. kitabını bir okuyayım bari dedim. okuduktan sonra diğer kitaplarını da aldım. neden bilmiyorum ama umutsuzluğumu, karamsarlığımı yansıtması hoşuma gidiyordu. dünyanın iğrenç bir yer olduğunu betimlemesini seviyordum. yeraltı edebiyatına yönelip roman yazmaya koyuldum, neden bilmiyorum ama hayattan kopmak istemiyordum artık. bir şeyler umrumda olmaya başlamıştı. kıza da siktiri çekmiştim sonunda. bir şeylerden keyif almaya başlar oldum. ve her şey düzeldi.

işte ergenliğin yan etkileri bu da.

Yorum bırakın

Filed under Düzyazı, Deneme

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s