Category Archives: Anı

Başarısız Bir Yazarın Öyküsü

5ad87bde7152d822b45f20bd

Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaydaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur, kimi müdürlüğüne, kimi işine, sanatına. Çocuklarına tutunanlar vardır. Herkes kendi tutamağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. Gülünçlüğünü fark etmez. Kağızman köylerinden birinde bir çift öküzüne tutunan bir adam tanıdım. Öküzleri besiliydi, pırıl pırıldı. Herkesin, “-Veli Ağa’nın öküzleri gibi öküz, yoktur”, demesini isterdi. Daha gülünçleri de vardır. Ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: gerçek sevgiyi! bir kadın. Birbirimize yeteceğimiz, benimle birlik düşünen, duyan, seven bir kadın!

Yusuf Atılgan’ın 1959 senesinde yayımlanan Aylak Adam kitabı edebiyata yeni bir soluk getirmiştir. İşte üstte okuduğunuz kitabın içindeki etkileyici kısa metin, sadece etkileyici olmakla kalmayıp genç bir yazara da büyük bir ilham kaynağı olmuştur. Bu pasajdan fazlasıyla etkilenen bu genç yazar, heyecanla daktilosunun başına oturup yazmaya koyulur. Bu metinden aldığı o yüksek ilhamla, gecesini gündüzüne katarak yazar. Genç yazarın başlangıçta kaleme aldığı kısa metin sonrasında küçük bir öykü olur ve dallanıp budaklanıp uzun bir öykü derken aşama aşama ilerler ve en nihayetinde 700 sayfalık dev bir roman hüviyetini alır.

Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Anı, Düzyazı, Sanat

KURGUSUZ ÖYKÜLER GECESİ

Öykü Gazetesi

Çünkü belki de ruhu şad olur. Doğruya doğru, bu sefer kurgu yok.

6 yaşında şort giyen minik bir delikanlıyken arkadaşlarla yüksek bir yerden atlıyorduk. Son atlayışımda işler ters gitmişti ve dizimin üstüne düşmüştüm. Aksi gibi canım fena yanıyordu. Ama işin ucunda erkekliğe bok sürdürmeyeceğiz ya, mağrur bir savaş gazisi edasıyla bir köşeye oturdum. Fakat baktım çok kanıyor, acı da dinmek yerine iyice artıyor, vakit kaybetmeden eve babaannemin yanına geldim.

Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Anı, Öykü, Düzyazı

YAPTIĞIM EN APTALCA DALGINLIK

Bayram sebebiyle Avcılar Siteler’de oturan dedeme gidiyoruz annemle birlikte. Minibüse bindiğimizde şoföre parayı “iki Siteler” diyerek uzattım. Şoför de tam duyamamış olacak, “neresi” diye sordu. O an akılda bir an Siteler mi desem yoksa iki Siteler diye mi tekrarlasam şeklinde bir soru işareti oluştu. Sonrasında aniden şoför duysun isteyerek yüksek sesle ağızdan şu sözler dökülmesin mi: “siki iteler”. Minibüste bunu duymayan kalmadı ve herkes höö noluyo tarzı bakıp bakıp güldü. Şoför sırıttıktan sonra, “abi neresi” diye tekrarladı soruyu. “Siteler, iki tane” dedim parayı verdim. Suratım ise domates olmuştu.

Evet, siki iteler. Yerin en dibinden hepinize selamlar.

Uğur Ergün

1 Yorum

Filed under Anı, Düzyazı