toplu taşımada kitap okumak şov mudur?

efendim, toplu taşımada kitap okumanın gereksiz bir gösteriş olduğuna dair bir sürü şey duymuştum. amaç tamamen entel gözükmekmiş. evde okumak varken neden otobüste ve metroda okunurmuş? kız düşürmek içinmiş tabii ki de. zaten sallanıp motor sesine maruz kalırken kitap nasıl anlaşılabilirmiş ki? neyse, uzatmayayım. tamamen basmakalıp laflar işte.

1234_5882

Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Düzyazı

Hazan Mevsimi

Gergindim. En son ne zaman doğru dürüst uyuduğumu hatırlamıyorum. Günlerdir 2-3 saatlik uykularla geçiniyordum. Uykunun şefkatli kollarıyla aram pek iyi sayılmazdı. Çünkü senden uzaktım. Belki, kendime kurulmuş çok cinayetli tuzaktım. Bile bile çektiğim bir azaptım. Çekiyordum. Sensiz uyandım. Sensizliğimden utandım.

Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Düzyazı

YETİŞKİNLİKLER

398225_10151202507094868_907125468_n

İçim gidiyor kanayan yıldızlara
Dişlerimi caddelerde kaybediyorum
Düşlerimi 5 kuruşa satıyorum mezatlarda
Uyuyamıyorum bu canlı mezarlarda
Haykırıyorum
Gel beni kurtar
Haykırıyorum sana
Gel diye

Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under Şiir

TALES OF A CAT TAIL

IMG-20180426-WA0013.jpg

annem aynaları perdeyle örterdi
perdeleri camla
camları zamanla…
yanağımı benimle öperdi bazen
yanağımdaki ruj izine bakın biraz da

Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Şiir

Fyodor Mihailoviç Dostoyevski – Beyaz Geceler

Sonuna kadar alçalabilen, bataklığın en dibine sürüklenmiş insanın psikolojisini en iyi yansıtan Dostoyevski yine bunu oldukça iyi şekilde gerçekleştirmiş. İşin güzeli, bize bu insanları bile sevdiriyor. Yolda görsek yüzüne bakmayacağımız insanı Dostoyevski anlatınca seviyoruz.

beyazgeceler

Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Kitap Önerisi

Anthony Burgess – Otomatik Portakal

otomatik portakal

İyilik ve kötülük arasında seçim yapabilmek ve düşünerek iradesini kullanabilmek insana bahşedilmiş bir yetenektir. Ancak, tıpkı Pavlov’un köpeğinde olduğu gibi koşullandırılarak (ıslah edilerek) kötüden uzaklaştırılan bir insana artık ne derece insan gözüyle bakabiliriz? Kitap, işte tam olarak bunu sorguluyor ve bu soruya verdiği net cevap da kitabın sadece ismi incelendiğinde bile kolaylıkla anlaşılıyor.

Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Düzyazı, Kitap Önerisi

hayal dünyasından bize ne getirdin, yoksa eli boş mu geldin diyenlere cevap niteliğinde bir cevap: elbette elim boş gelmedim dostlarım / size anneannemin ölüsünü getirdim

x

gece yarısı eve yeni varmıştım. sıcağı saymazsak keyfim yerindeydi. bir de tabii anneannem ölmüştü. durduk yerde ölmüştü hem de. ama zaten anneanneler hep ölürdü. yani şöyle bir düşünün. birisi anneannesiyle ilgili bir cümle kuruyorsa, %78 ihtimalle öldüğünü söylemektedir. cenazesi olduğunu filan anlatıyordur. %21 ihtimalle ise çok önceden ölmüştür de mevlidi olduğundan bahsediyordur. yani yaşayan ve cümlelere özne olma şerefine nail olan anneannelerin sayısı %1 ile sınırlı.

Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Düzyazı

altı bölü on üç ya da mor gece

karanlık
Yalnız bir adam olmaya daha yakınım şimdi
yıldızlara ise bir hayli uzak
Kalbimde darp edilmiş gökyüzünün kan izleri
Bomboş ellerim hâlâ sımsıcak

Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Şiir

Jules Verne – 80 Günde Devri Alem

Hiç şüphesiz macerayı en iyi aktaran yazarlardan biri olan Jules Verne’in macera, coğrafya ve farklı kültürlerle dolu romanı. Ayrıca umudun tam da tükendiği her şeyin bittiği anda aslında yeniden umut edebilmemizi sağlıyor. Kitabın sonunda gözyaşlarımı tutamadığımı hatırlıyorum.

Kısacası mükemmel kitap.

seksen günde devri alem jules verne

kitabın linki

Uğur Ergün

Yorum bırakın

Filed under Düzyazı, Kitap Önerisi

KURGUSUZ ÖYKÜLER GECESİ

Öykü Gazetesi

Çünkü belki de ruhu şad olur. Doğruya doğru, bu sefer kurgu yok.

6 yaşında şort giyen minik bir delikanlıyken arkadaşlarla yüksek bir yerden atlıyorduk. Son atlayışımda işler ters gitmişti ve dizimin üstüne düşmüştüm. Aksi gibi canım fena yanıyordu. Ama işin ucunda erkekliğe bok sürdürmeyeceğiz ya, mağrur bir savaş gazisi edasıyla bir köşeye oturdum. Fakat baktım çok kanıyor, acı da dinmek yerine iyice artıyor, vakit kaybetmeden eve babaannemin yanına geldim.

Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under Anı, Öykü, Düzyazı